• Ragıp Karakuş

Hakim ve Savcı Adaylığı Sınavına Yönelik Birtakım Tavsiye ve Uyarılar

Güncelleme tarihi: Eki 15

Daha önce, “Hakim ve Savcı Adaylığı Sınavına Yönelik Kaynak Tavsiyesi ve Bazı Önemli Uyarılar” başlıklı bir yazı kaleme almış, bu yazıda Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Sınavına hazırlanan değerli hakim/savcı aday adayı arkadaşlarım için, tabiri caizse bir “damdan düşen" olarak, edindiğim tecrübeler ışığında tavsiye ettiğim kaynakları paylaşmış ve bu kaynaklar üzerinden bazı önemli uyarılar yapmıştım. Şimdi de, sınava hazırlanan arkadaşlarıma, yine tabiri caizse bir “damdan düşen" olarak, edindiğim tecrübeler ışığında sırasıyla dershane/kurs, çalışma yöntemi, fakültede oluşturulan temelin önemi, çalışmaya ne zaman başlanması gerektiği, günlük çalışma saati, çalışırken hangi sıranın takip edilmesi gerektiği ve soru çözümüne ne zaman başlanması gerektiği hususlarında bazı tavsiyelerde ve uyarılarda bulunmak için bu yazıyı kaleme alma gereği duydum.


Öncelikle belirtmem gerekir ki, bu yazıda vermiş olduğum tavsiyeler, tamamen kişisel görüşlerimden ibarettir. Elbette herkesin çalışma yöntemi farklılık arz edebilir. Bu sebeple, lütfen, daha önce sınava girmiş başka arkadaşlarımızın da tavsiye ve görüşlerine başvurunuz.


DERSHANE/KURS HUSUSU


Ben bir adayın, bu sınavı sistemli ve düzenli bir şekilde çalışması halinde kursa gerek kalmadan çok rahat bir şekilde kazanabileceği kanaatindeyim. Neredeyse tamamen ezbere dayalı bir sınav için kursa gitmenin çok yararlı olacağını düşünmüyorum. Bu sınavı, LYS edebiyata benzetebiliriz; nasıl ki LYS edebiyata çalışırken bir anlatıcının yardımına çok fazla ihtiyaç duyulmadıysa, benzer şekilde, bu sınava çalışırken de bir anlatıcının yardımına çok fazla ihtiyaç duyulmaz.


Ben herhangi bir kursa yazılmadım. Kazanan çok sayıda arkadaşım oldu, hiçbiri de kursa yazılmamıştı. Hatta tuhaftır ki kursa yazılmış onca arkadaşımın da hiçbiri kazanamamıştı. Dolayısıyla kursu, sınavda başarılı olabilmek için olmazsa olmaz bir kriter olarak görmemek gerekir.


İhtiyaç olmadığı halde kursa yazılmanın emek, zaman ve para açısından kayıp olacağını düşünüyorum. Kursa yazılmak, sizin kaynak tercihinizi de büyük ölçüde sınırlayacaktır. Zira, gittiğiniz kurs size kendi kaynaklarını verecek, siz de kendinizi ister istemez o kaynakları kullanmak zorunda hissedeceksiniz. Zira, başka kaynakları kullanmak isteseniz, gerek zamansal gerekse ekonomik açıdan tekrar büyük bir yük altına girmek zorunda kalacaksınız. Kursun vermiş olduğu kaynaklar içinde bazıları çok iyi olacak, bazıları ise ne yazık ki beklentinizi tam olarak karşılayamayacak. Böylece, her ders için en iyi kaynağı tercih edip kullanma özgürlüğünüz dolaylı olarak ortadan kalkmış olacak.


Bu ifadelerimden, kursların hiçbir yararının bulunmadığı sonucuna varmamak gerekir. Bazı dersleri anlama noktasında bir kursa veya bir anlatıcıya ihtiyaç duyulabilir. Hatta her ders bakımından mutlaka karmaşık gelen kısımlar için bir başkasının yardımına ihtiyaç duyulabilir. Fakat bunun için iyi ve özgün anlatıma sahip kitaplar tercih etme, arkadaşlarınızdan anlatım noktasında yardım alma, herkese açık ücretsiz platformlarda yayımlanan videoları izleme veya sırf ilgili derslere özel video paketlerini satın alma gibi yöntemler izleyebilirsiniz. Kursun, sistemli bir takip açısından da yararı olabilir; fakat bireysel çalışma disiplinine sahip olan bir kişiye kursun bu açıdan katacağı çok şey olmaz. Kursun, rehberlik faaliyetleri açısından da bir yararı olabilir; fakat bir aday için, bu sınava daha önce girmiş ve bizzat tecrübe etmiş arkadaşlarından daha iyi rehber yoktur. Zira, damdan düşen, damdan düşenin halini bilir; damdan düşene, damdan düşen gerekir.


Kurs hususunda herkesin özdeğerlendirme yaparak bir karar vermesi gerekir. Kursa kimisi ihtiyaç duyar, kimisi ihtiyaç duymaz. İhtiyaç hususu da çeşitli açılardan kişiden kişiye değişiklik gösterir. Örneğin, kimisi sistemli ve disiplinli bir takip açısından, kimisi dersleri daha iyi anlama açısından, kimisi de rehberlik faaliyetleri açısından kursu kendisine ihtiyaç görebilir. Yukarıda da belirttiğim üzere, ihtiyaç olmadığı halde kursa yazılmak emek, para ve zaman açısından kayıp olur. Kursa ihtiyaç duyup duymayacağınıza kendi özdeğerledirmenizi yaparak karar vermeniz gerekir. Arkadaşlarınızın kursun kendileri için gerekli olduğuna kanaat getirip bir kursa yazılmaları durumunda sırf bu sebeple sizin de kursa yazılmanız gerektiği sonucuna varmamanız gerekir. Başka bir ifadeyle, sırf arkadaşlarınız kursa gidiyor diye sizin de kursa gitmeniz gerekmez. Zira, ihtiyaç hususu kişiden kişiye değişiklik gösterir.


ÇALIŞMA YÖNTEMİ HUSUSU


En çok sorulan hususlardan biri de, ders çalışırken nasıl bir yöntem izlenilmesi gerektiğidir. Öncelikle, her şeyi yazarak çalışmanızı tavsiye etmiyorum. Ben fakülte zamanında derslere sürekli yazarak çalışırdım. Çünkü çalışmalara çok erkenden başlardım, vakit bol olduğu için ve ders sayısı da az olduğu için yaza yaza çalışırdım ve çok da verim alırdım. Ama hakimlik sınavına çalışırken yazarak çalışmak hem adaptasyon problemi oluşturur hem de çok vakit kaybına sebep olur. Şöyle ki; bir konuyu çalışmaya başlamışsınız, gayet anlayarak akıcı bir şekilde devam ediyorsunuz, o sırada okuduğunuzu hemen yazıya aktarırsanız bu akıcılığı kaybedersiniz; bir bölünme olur, dolayısıyla kalan kısımları okumaya devam ederken tekrar odaklanma ihtiyacı hissedersiniz. Böyle yapmak yerine, bir konuya çalışırken okuduğunuz kısımlarda önemli yerlerin altını renkli kalemlerle çizmek, konu bittikten sonra sadece önemli yerleri not almak ve hatta not almadan sadece altı çizili yerleri tekrar etmek hem bütünlük hem de zamandan tasarruf açısından çok verimli olur. Yani, okuduğunuz kaynağın özetini çıkarmaya çalışmamalısınız. Sadece önemli gördüğünüz, karıştırılmaya müsait bulduğunuz veya daha sonra hatırlamakta güçlük çekebileceğiniz yerlerin altını çizip, ilgili konuyu bitirdikten sonra da tekrarı sadece o altı çizili yerlerden yapmanız çok verimli olur.


Dolayısıyla kaynakları aldıktan sonra çalışmaya henüz başlamadan evvel yapmanız gereken ilk şey, kendinize farklı renklerde kalemler almanız olmalıdır. Bu farklı renklerden oluşan kalemlerin çok faydasını göreceksiniz. Konuyu okurken ve özellikle soru çözümlerini okurken mutlaka renkli kalem kullanın. Örneğin, ben konuları ve soru çözümlerini okurken çok önemli gördüğüm bilgileri kırmızı kalemle çiziyordum, daha az önemli gördüğüm yerleri mavi kalemle çiziyordum. Bu şekilde konunun önem derecesine göre, farklı renklendirmeler yapıyordum. Tekrar yaparken de sadece renkli kalemlerle çizdiğim yerleri okuyor; kırmızı kalemle çizdiğim yerlere daha fazla dikkat ediyor, diğer renklerle çizdiğim yerlerin üzerinde ise önem derecesine göre duruyordum. Böylece sürekli not almakla vakit kaybetmek yerine bu şekilde daha çok vakit kazanmış oluyor, konu bütünlüğünü kaybetmiyor ve daha fazla verim alıyordum.


Ama yazarak hiç çalışmayın da diyemiyorum. Özellikle karıştırabileceğinizi düşündüğünüz veya daha sonra tekrar gördüğünüzde hatırlamakta güçlük çekeceğinizi düşündüğünüz bilgileri mutlaka not etmeli, günlük yarım saat veya bir saat yahut da haftada bir gün mutlaka o notlarınızı tekrar etmelisiniz. Hakimlik sınavları salt bilgi gerektiren sınavlar olduğu için, bilgilerin tekrar edilmesi çok önem arz ediyor.


Çalışırken her bir derste konu anlatım için sadece tek bir ana kaynağın kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin, anayasa hukukunun konu çalışması için Ahmet Nohutçu’nun kitabı kullanıldıysa, bu dersin tekrarı yine bu kitap üzerinden yapılmalıdır. Tekrar için gidip bir de Themis’in anayasa hukuku kitabı kullanılmamalıdır. İki farklı kaynaktan çalışmak yerine, bir kaynak üzerinden mümkün olduğu kadar tekrar yapmanın daha yararlı olacağı kanaatindeyim. Fakat, konu tekrarları için kısa ders notları da kullanılabilir.


FAKÜLTEDE OLUŞTURULAN TEMELİN ÖNEMİ


Bazı arkadaşlar, hukuk fakültesinde çok başarılı bir öğrencilik geçirmediklerini ve temellerinin zayıf olduğunu belirterek bu durumun hakimlik sınavında kendilerini olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceklerini soruyorlar. Temelinizin sağlam olmamasının, fakülte sınavlarında çok başarılı sonuçlar almamanızın ve hatta fakültedeki dersler ile uzaktan yakından alakanızın dahi bulunmamasının çok önemli olduğu kanaatinde değilim. Hakimlik sınavına çalışma mantığı ile fakülte sınavlarına çalışma mantığı arasında büyük farklılıklar bulunuyor. Bugün okulunuzda birincilikle mezun olup da hakimlik sınavına girecek arkadaşınız da en nihayetinde sıfırdan bir çalışma yapmak mecburiyetindedir. Elbette temelin sağlam olması bazı dersler için bir kolaylık sağlar, ama en nihayetinde temelinizin sağlam olduğu derse de en baştan çalışmak zorundasınız. Kaldı ki, yüksek GANO’lar ile mezun olan birçok arkadaşımızın sınavda başarılı olamamaları veya daha düşük sıralamalarda bulunmaları karşısında daha düşük GANO’lar ile mezun olan birçok arkadaşımızın sınavda derece yapmalarına çok şahit oluyoruz. Dolayısıyla, sınava çalışmaya başlayan herkesin eşit şartlarda başladığını düşünerek hareket etmek daha sağlıklı olacaktır.


ÇALIŞMAYA NE ZAMAN BAŞLANMASI GEREKTİĞİ HUSUSU


Hakimlik sınavlarına çalışmaya sınavdan ne kadar önce başlamak gerektiği hususu da çok soruluyor. Özellikle hukuk fakültelerinde son sınıfa geçen arkadaşların bu noktada bir belirsizlik yaşadıkları görülüyor. Ben, çalışmalara sınava 7 ay kala ve öncesinde başlanmasının çok erken olduğunu, 6 ay kala başlanmasının dahi erken olduğunu, 5 aylık sürenin ideal olduğunu, 4 aylık sürenin yeterli olduğunu, 3 aylık sürenin ve hatta 2 aylık sürenin dahi sıkı ve düzenli bir çalışma yapmak kaydıyla yeterli olduğunu düşünüyorum. Özellikle, dördüncü sınıfın güz döneminde hakimlik sınavına yönelik yapılan çalışmaların çok gereksiz olacağı kanaatindeyim. Sınavların genellikle aralık aylarının sonlarında yapıldığını düşünürsek, çalışmalara ağustos ayının başında başlamak en uygun olanıdır. Yoğun geçen final sınavlarının ardından biraz tatil yaparak dinlenmenizi, kendinize ve ailenize vakit ayırmanızı tavsiye ediyorum. Yoğun bir sınav temposundan çıkar çıkmaz daha yoğun bir sınav temposu içerisine girmeniz sizi mental açıdan oldukça yıpratacak, çalışmalarınızdan istediğiniz verimi almanıza engel olacaktır.


Halihazırda 4. sınıfta bulunan arkadaşlara fakülte derslerine sıkı bir şekilde çalışmalarını, mezuniyetlerini riske atmamalarını tavsiye ediyorum. Aslında, son sınıf derslerine sıkı bir şekilde çalışarak hakimlik sınavının da önemli bir bölümüne çalışmış oluyorsunuz. Zira, hakimlik sınavında son sınıf dersleri olan icra ve iflas hukukundan 6 soru, ceza muhakemesi hukukundan 6 soru, iş hukukundan 5 soru, kıymetli evrak hukukundan 2 soru, miras hukukundan 1 veya 2 soru sorulduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, fakülte derslerine sıkı şekilde çalışarak esasen hakimliğin yaklaşık üçte birine yönelik en azından temel bir çalışma yapmış oluyorsunuz.


Son sene aldıkları ders sayısının az olmasından dolayı boş zamanları arkadaşlarına nazaran daha fazla olan kişiler ise bu boş vakitlerini matematik ve Türkçe bilgilerini tazeleyerek, bol kitap okuyarak, bol paragraf sorusu çözerek değerlendirebilirler. Böylece, bu arkadaşlarımız, hem hakimlik sınavının genel kültür – genel yetenek kısmına yönelik bir çalışma yapmış olurlar, hem girmek isterlerse KPSS ve ALES’e yönelik bir çalışma yapmış olurlar.


Buna rağmen, son sınıfta fakülte sınavlarının haricinde hakimlik sınavına yönelik illaki bir çalışma yapmak isteyenler olursa, medeni hukuk, borçlar hukuku ve anayasa hukukunda çok sıkı bir tempoya girmeden temel seviyede okuma yapabilirler.


Halihazırda 3. sınıfta bulunan arkadaşların hakimlik sınavlarına yönelik bir düşünceye dahi girmeleri gereksiz olur. İçerisinde bulunduğunuz senede fakülte derslerine ağırlık vererek GANO’nuzu yüksek tutmaya çalışmanızı, derslerden artan vaktinizi muhakkak bir sınava çalışarak değerlendirmek istiyorsanız da hakimlik sınavı yerine ALES’e veya yabancı dil sınavlarına çalışmanızı tavsiye ediyorum.


GÜNLÜK ÇALIŞMA SAATİ HUSUSU


Daha önceki yazımda da belirttiğim üzere, bu sınavda çok çalışanlar değil, verimli çalışanlar başarılı olacaktır. Dolayısıyla, önceliğiniz çok çalışmak değil, verimli çalışmak olmalıdır. Ben ilk etapta günlük 5-6 saatlik bir çalışmanın yeterli olacağını düşünüyorum. Bu süre, sınava yaklaştıkça günlük 1-2 saat artırılabilir. Fakat daha başlar başlamaz çok yoğun bir tempoya girmek zamanla bıkkınlığa sebebiyet verebilir ve aldığınız verimi düşürebilir. Zira kendinizi çok yoğun bir tempoya sürüklediğinizde bir süreden sonra sırf çalışmış olmak için, sırf zamanı doldurmak için çalışır vaziyete gelirsiniz. İşte bu vaziyete gelirseniz, malum netice kaçınılmaz olur.


Günlük 1 saatinizi o gün yaptığınız çalışmanın tekrarı için kullanmanız çok verimli olur. Tekrar için günlük 1 saatinizi ayıramıyorsanız bile haftada 1 günü veya birkaç saati o hafta yaptığınız çalışmaları tekrar etmeye ayırmalısınız. Zira bu sınavda kritik noktalardan biri de bol tekrar yapmaktır.


Çalışmalarınızı günlük sayfa sayısı hesabı üzerinden değil, günlük saat hesabı üzerinden yapmanızı, hatta bir kronometreyle günlük çalışma saatlerinizi takip etmenizi tavsiye ediyorum. Çalışmalarınızı sayfa sayısı hesabıyla yapmanız, çalışma düzenini oturtmanıza engel olabilir. Örneğin, günlük 100 sayfa hesabıyla çalışma yapılırsa, 100 sayfalık çalışma bir gün 3 saat, başka bir gün 5 saat sürebilir.


Günlük çalışma süresine değinmişken, uyku meselesine de değinmek istiyorum. Bazıları uykudan çok feragat etmeniz gerektiğini söyleyebilirler. Değerli arkadaşlar, herkesçe bilinen gerçek şu ki; bir gün 24 saatten oluşuyor. Uykuya ve çalışmaya ayırdığınız vakitten geriye çok vakit kalıyor. Uykunuzu iyi alın. Uykunuzu iyi alırsanız çalışmalarınızdan da verim alırsınız. Tam tersine, uykunuzu iyi alamazsanız, o mental yorgunluğun üzerine bir de fizyolojik yorgunluk bindirir, kendinize yazık edersiniz. Günler, dinlenmeye de, ders çalışmaya da, bazı sosyal aktivitelere zaman ayırmaya da yetecek kadar uzun ve çok. Tabi, her derse 1000’er sayfalık kitaplardan çalışırsanız, bir gün 30 saatten oluşsa dahi yetmez.


ÇALIŞIRKEN HANGİ SIRANIN TAKİP EDİLMESİ GEREKTİĞİ HUSUSU


Çalışma sürecinde alan derslerini nasıl bir sıralamayla takip etmek gerektiği hususu da özelden çok soruluyor. Ben ilk olarak medeni hukukla başlanmasının, ardından borçlar hukuku genel hükümler ile devam edilmesinin, bunun ardından ise anayasa hukuku ile devam edilmesinin; son dört sıranın ise icra ve iflas hukuku, ceza yargılama usulü, hukuk yargılama usulü ve idari yargılama usulü şeklinde olmasının uygun olacağı kanaatindeyim. Başka bir ifadeyle, ilk üç sıranın medeni hukuk, borçlar hukuku genel hükümler ve anayasa hukuku; son dört sıranın ise icra ve iflas hukuku, ceza muhakemesi hukuku, medeni usul hukuku ve idari yargı şeklinde olması isabetli olur. Aradaki sıralamayı o anki ruh ve keyif durumunuza göre belirleyebilirsiniz. Medeni hukuk içerisinde eşya hukuku, biraz karışık ve zor bir alan olduğu için ayrı bir ders gibi düşünülerek daha sonraki sıralara atılabilir.


Ceza yargılama usulü (CMK), hukuk yargılama usulü (HMK) ve idari yargılama usulü (İYUK), neredeyse tamamen ezber bilgi içerdikleri için en son sırada çalışılmalıdır. Bu noktada, bu derslere özellikle peş peşe çalışılmalıdır. Zira, CMK ve HMK’daki birçok bilgi birbiriyle karıştırılmaya çok müsaittir. Örneğin, nişanlılık birinde hakimin yasaklık sebebi olmasına karşın diğerinde hakimin yasaklılığı sebebi değil, hakimin reddi sebebidir; keza eski hale getirmede süre birinde 7 günken diğerinde 2 haftadadır. Bunlar gibi birçok bilgi karıştırılmaya çok müsait olduğu için, birinden hemen sonra diğerine çalışıldığında, önceki derse ait bilgiyi, henüz zihninizde tazeyken, diğer dersteki bilgiyle mukayese edebilme imkanınız olur. Bu tür karıştırılması müsait bilgilerin karşılaştırmalı not alınarak tekrar edilmesi de çok yararlı olur. Öte yandan, İYUK’ta da bazı hususlarda (örneğin davanın ihbarında) HMK’ya atıf yapıldığı için konunun anlaşılabilmesi için HMK’dan sonra İYUK’a çalışılması daha uygun olur.


Tarih de tamamen ezber bilgi içerdiği için erkenden çalışılmaması gereken bir derstir. Erkenden çalışıp öğrenilen veya ezberlenen bilgi, tekrar edilmemesi durumunda ne yazık ki toz olup uçacaktır ve bu sebeple o konuya tekrar çalışmak mecburiyetinde kalınacaktır. Dolayısıyla, tarih dersine sınavdan yaklaşık 2 ay öncesinden başlayarak, günlük yarım saat veya bir saat zaman ayırarak ve düzenli tekrar yaparak çalışmak isabet olur. Tarih dersine fazla önem verilmesi gerektiğini zaten daha önceki yazımda ifade etmiştim.


Matematik ve Türkçe için özel bir çalışma yapmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Zaten matematikte mat-1 bilgisi soruluyor ve sorulan sorular da temel seviyede oluyor. Konuları hızlıca hatırlamayı sağlayacak bir çalışma yeterli olacaktır. Sınavda belki problem soruları biraz zorlayıcı olabilir, bunun için matematiği o kitapçık için ayrılan süre içinde en sırada çözerseniz, en kötü ihtimal deneme yanılma yoluyla dahi soruların cevabına ulaşabileceğinizi düşünüyorum. Alan kısmında süre yönünden hiçbir sıkıntı yaşamazsınız, böylece matematiğe ve Türkçeye oldukça fazla zaman bırakmış olursunuz. Ben daha önce deneme çözmenin olmazsa olmaz olmadığını belirtmiştim fakat deneme çözmek bu zamanlamayı görmek ve ayarlayabilmek için yararlı olabilir.


Yeri gelmişken belirtmek isterim ki, bir dersin konu çalışmasını tamamen bitirmeden diğer derse başlayıp iki dersin konu çalışmasını birlikte yürütmenizi çok tavsiye etmem. Yani, bir dersin konu çalışması tamamen bitirilmeden diğer dersin konu çalışmasına geçilmemelidir.


SORU ÇÖZÜMÜNE NE ZAMAN BAŞLANMASI GEREKTİĞİ HUSUSU


Öncelikle, en az iki soru bankasının bitirilmesi gerektiğini, üç soru bankasının ideal olduğunu belirtmek istiyorum. Bu hususta tavsiye isteyen arkadaşlara üç soru bankası bitirmelerini tavsiye ediyorum.


Bu soru bankalarından biri, konu çalışması bitirilen dersin hemen ardından o dersin sorularını çözmek ve böylece tekrar ve pekiştirme çalışması yapmak için kullanılabilir. Bir dersin konu çalışması tamamen bitirildikten sonra, sonraki dersin konu çalışmasına başlandığında bir yandan da önceki dersin soru çözümüne başlanabilir. Örneğin, ilk olarak medeni hukukun konu çalışması ile başlandıysa, medeni hukukun konu çalışmasını tamamen bitirdikten sonra, borçlar hukukunun konu çalışmasına geçip gündüzleri bu dersin konusuna çalışıp akşamları da 1-2 saat ayırarak medeni hukukun soru çözümleri yapılabilir. Borçlar hukukunun konu çalışması tamamen bitirildikten sonra ise anayasa hukukunun konu çalışmasına geçilip, bir yandan bu dersin konu çalışması yapılırken bir yandan da borçlar hukukunun soruları çözülebilir. Yahut da bir dersin konu çalışması bittikten sonra diğer dersin konu çalışmasına başlamadan hemen önce önceki dersin soruları çözülebilir. Böylece bir yandan konu çalışmalarınıza devam edebilir, bir yandan da soru çözümü yaparak hem soru tarzlarını görebilir hem de tekrar yapabilirsiniz.


Burada önemle belirtmem gerekir ki, ilgili konunun sorularını hemen konu çalışması biter bitmez çözmemeli; araya bir serinleme süresi eklemelisiniz. Zira, konu çalışıp hemen ardından taze bilgilerle bu konunun sorularını çözmek yanıltıcı olur. Araya en az bir gün serinleme süresi bırakılması çok yerinde olur. Böylece çalıştığınız konuyu unutup unutmadığınızı, hangi konuda eksiğiniz olduğunu görme fırsatınız olur. Unutmaktan ve yanlış yapmaktan korkmamalısınız. Unuttuğunuz bilginin tekrarını yapmak veya yanlış yaptığınız sorunun doğrusunu öğrenmek, bu bilgilerin akılda kalıcı olmasını sağlar.


Soru bankalarından birini çözmeye ise derslerin yarısının konu çalışması bittikten sonra başlanabilir. Örneğin, 5-6 dersin konu çalışması bittikten sonra başka bir soru bankasına başlanarak bir yandan da bu soru bankasındaki sorular çözülmeye başlanabilir, böylece hem genel bir toparlama çalışması yapılmış olur hem de farklı tarzda sorular görülmüş olur.


Soru bankalarından birini çözmeye ise sınava 1 veya 1,5 ay kala başlanabilir. Artık bu aşamada konuların birçoğu bitmiş olur ve artık sorulara ağırlık veriyor olursunuz. Örneğin, ilk etapta günlük 5-6 saat konu çalışması, 1-2 saat ise soru çözümü yapıyorsanız; son aşamada günlük 5-6 saat soru çözümü, 1-2 saat ise kalan konuların çalışmasını yapıyor olursunuz. O yüzden, konuları ve soru bankalarını yetiştirememe gibi bir kaygınız olmasın.


Soruların çözümlerini mutlaka okumalı, tek tur okuma ile yetinmemeli, en az bir tur daha okumalısınız. Bunları da adeta sıfırdan konu çalışıyor gibi okumalı, gerektiğinde çözümlerin yanına not almalı veya çözümlerden dahi not çıkarmalısınız. Doğru yaptığınız soruların çözümlerini de mutlaka okumalısınız.


* * *


Burada vermiş olduğum tavsiyeler, sağlam bir tecrübeye dayanmaktadır. Elbette herkesin çalışma yöntemi farklılık arz edebilir. Bu sebeple, lütfen, daha önce sınava girmiş başka arkadaşlarımızın da tavsiyelerine başvurun. Ama lütfen, daha çok, sınava girmiş kişilerin tavsiyelerine başvurun. Bu sınava hiç girmemiş kişilerin tavsiye ve görüşleri de elbette çok değerlidir, önemlidir; fakat sınav sürecini bizzat tecrübe etmiş kişilerin görüşlerini öncelemenizi tavsiye ederim.


Çalışma yöntemine ilişkin tavsiye ve görüşlerim bunlardan ibaret. Sormak istediğiniz başka hususlar olduğunda gerek bu sitenin iletişim bölümünden gerekse sosyal medya hesaplarım üzerinden bana ulaşabilirsiniz.


Çalışmalarınızda kolaylıklar, sınavınızda başarılar diliyorum. Her şey gönlünüzce olsun.



893 görüntüleme0 yorum